Erdim Huzura
Menzile götüren soluk izleri, Sürmeyi öğrendim, erdim huzura.
Ufkun ötesine bakan gözleri, Görmeyi öğrendim, erdim huzura.
Bin parçaya bölünmüşken yüreğim, Duâ duâ kanatlandı dileğim,
Solmasından önce gönül çiçeğim; Dermeyi öğrendim, erdim huzura.
“Başüstüne!» deyip aldım fermanı, Kulaç kulaç geçtim nice ummânı,
Tek atışla nefs denilen düşmanı; Vurmayı öğrendim, erdim huzura.
Gökyüzü gülümser hoş bir kubbeyle, Mâsivâ kandırır; mal, mülk, rütbeyle,
İş işten geçmeden nasûh tevbeyle; Durmayı öğrendim, erdim huzura.
«İnsan… İnsan…» derler, ne zor insanlık, Dışı içine zıt, adı nâdanlık,
Yüreğime aşk yurdundan sultanlık; Vermeyi öğrendim, erdim huzura.
Satarak dünyanın saltanatını, Ritminden anlarım aşk saatını,
İftar sevinciyle sabır atını; Sürmeyi öğrendim, erdim huzura.
Tükenince dizlerimin mecâli, Gözümü kör etti hasret melâli,
Yâre ulaştıran nice hayâli, Kurmayı öğrendim, erdim huzura.
Paylaş
Yayınlanma: · Son güncelleme:
Kaynak: ilahisozleri.net